YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin, “Bu bütçeden 87 milyona asla refah çıkmaz. AK Parti’nin kara düzenini sürdürmek için yapılan bir devam bütçesidir bu. 2026 yılı kötüydü, maalesef söylemeliyim 2027 yılı çok daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden her günümüz bir öncekinden daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden hiç kimsenin yüzü gülmeyecek, kimse rahata ermeyecek” dedi.
(TBMM) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin, “Bu bütçeden 87 milyona asla refah çıkmaz. AK Parti’nin kara düzenini sürdürmek için yapılan bir devam bütçesidir bu. 2026 yılı kötüydü, maalesef söylemeliyim 2027 yılı çok daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden her günümüz bir öncekinden daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden hiç kimsenin yüzü gülmeyecek, kimse rahata ermeyecek” dedi.
Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel, hükümetin hazırladığı bütçenin faturasının yine millete çıkarılacağını belirterek, bütçeyi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, sokakta ve vatandaşlarla tartışacaklarını, Genel Kurul’da da üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi.
Özel, bu bütçenin YENİ Parti’nin muhalefette olduğu dönemde hazırlanan tek bütçe olacağını ifade etti. Özel, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde toplam giderin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirin 23 trilyon 408 milyar lira ve bütçe açığının 3,9 trilyon lira olarak öngörüldüğüne işaret ederek, açığın geçen yıla göre yüzde 42 artacağını kaydetti.
“AK PARTİ GİDECEK, KARA DÜZEN BİTECEK”
Özel, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet tarihinin rekor bütçe açığını vereceklerini son yaptıkları bütçede ilan ettiler. Bütçe dediğin devletin iki kolu; biri parayı toplayan sağ kolu, öbürü millete dağıtan şefkatli sol kolu. İşte bu vergiye gelelim, ne alacak milletten? Vergiler geçen yıla göre yüzde 36 artıyor. Böyle planlamış. Peki enflasyon hedefi ne? Yüzde 21. Zammı neye göre verecek? Hedeflenen enflasyona göre. Yani normalde yüzde 21 geliri artacakken insanların, bir mala yüzde 36 zam yapsan ‘Yüzde 15 fırsatçılık var’ derler. ‘Enflasyon senin yüzünden çıkıyor’ derler. Kağıt üzerinde kendi belirledikleri vergi rakamında vergi yüzde 36 artacak, enflasyon yüzde 21 öngörülüyor. Ona göre zam verecekler. Kime? Devlet memuruna, emekliye ve kendi maaş verdikleri herkese, devlet işçilerine. Enflasyonun tam 15 puan üzerinde vergi topluyorlar.
Ayrıca hep eleştirdiğimiz, hep anlattığımız şekilde değişen hiçbir şey yok. 100 liralık verginin 60 lirasını KDV ve ÖTV‘den, yani dolaylı vergilerden topluyorlar. Bu, dünyanın en adaletsiz vergisi demek. Türkiye’nin en zengin işadamı da onun fabrikasının kapısında çalışan asgari ücretli bekçi de aynı vergiyi ödüyor, dolaylı vergide. Elektrikte, suda, doğal gazda, çocuk ayakkabısında, okul önlüğünde, çocuk bezinde, sütte, neyde olursa olsun ödediği vergi aynı. Biri Türkiye’nin en zengini, biri en yoksulu ama mazot alırken aynı vergiyi ödüyorlar. Dünyanın en pahalı cipine mazot dolduran, 1972 model traktörüne mazot alanla aynı vergiyi ödüyor. Bu dolaylı vergi, zengin-fakir ayırmayan, dünyanın en adaletsiz vergisinde hedefleri yine yüzde 60, OECD ortalaması yüzde 30.
“ESAS VERMESİ GEREKENDEN YÜZDE 10 VERGİ TOPLAYAN AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ”
100 liranın 28 lirası da çoğunluğu maaşlardan kesilen gelir vergisi. Bir de stopaj buna dahil. Yani bankaya para koydun, faiz alırsan ondan kesilen. Toplam yüzde 88. Geriye kalıyor yüzde 12, geçen yıl yüzde 11 gerçekleşti. Gerçekten para kazanan, kar ettiği resmi kayıtlarda olan, kendi verdiği beyannamesi ile doğrulanan ve gerçekte vergi vermesi gerekenlerden alınan vergi yüzde 11. Hiç vermemesi ya da az vermesi gerekenlerden yüzde 90, esas vermesi gerekenlerden yüzde 10 vergi toplayan düzenin adı, AK Parti’nin kara düzenidir. İlk iş bu kara düzenin bu vergi düzenini alt-üst edeceğiz.”
Özel, 2027’de faiz ödemelerinin yüzde 45 artarak 3 trilyon 975 milyar liraya ulaşacağını vurgulayarak, “Tarihimizde ödediğimiz en yüksek faizi ödeyeceğiz. Her 100 liralık verginin 20 lirası doğrudan faiz ödemesine gidecek. Yani bir zamanlar ‘Faize savaş açtım’ diyenler, millete ‘tefeci’ diyenler gerçek anlamda faizci, tefeci, foncu ve vurguncudur. Bu bütçeden 87 milyona asla refah çıkmaz. AK Parti’nin kara düzenini sürdürmek için yapılan bir devam bütçesidir bu. 2026 yılı kötüydü, maalesef söylemeliyim 2027 yılı çok daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden her günümüz bir öncekinden daha kötü olacak. Bu iktidar gitmeden hiç kimsenin yüzü gülmeyecek, kimse rahata ermeyecek. Yapılacak iş bu iktidarı değiştirmektir. Milletin huzur bulmasının da refaha kavuşmasının da başka yolu yoktur. AK Parti gidecek, kara düzen bitecek, milletin yüzü gülecektir” diye konuştu.
“EMEKLİ KIŞI GEÇİRMEK İÇİN CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET EDİP CEZAEVİNE GİRDİ”
Özel, geçim sıkıntısı nedeniyle Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli ile kışı geçirebilmek için “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan cezaevine girdiği belirtilen 66 yaşındaki emeklinin yaşadıklarını anlattı.
Özel, şunları kaydetti:
“Öyle bir yerdeyiz ki 23 bin liraya mahkum olan emekli evladına yük olduğunu hissediyor, geçinemiyor, evin kirasını ödeyemiyor. En nihayetinde ‘Para için değil, onurum için’ diyerek Anayasa Mahkemesi’nin önündeki eylemde canına kıyıyor. Maalesef bir bu kadar trajik olay daha oldu. 66 yaşındaki bir emekli şöyle diyor, ‘Bu yola başvurdum’ diyor. Gerekçesi, ‘Kışı geçirmem lazımdı, yatacak yerim, yiyecek yemeğim yoktu. Başka çarem kalmadı, cezaevine girecektim’ diyor. Eskiden cezaevine girmek için bir suç işleyip girerlerdi. 66 yaşında amcam, birinin canını yakmamak için, harama el uzatmamak için ve öyle bir şey ki belki de bunların hiçbirinin garantisi yok ama en garanti yolu bularak kendini cezaevine attırmış. ‘Başka çarem yoktu bu yola başvurdum’ diyor. Ne yapmış biliyor musunuz? Cumhurbaşkanına hakaret etmiş. Parkta ‘Kalacak yerim yok, çöplükte mi yatayım?’ deyip Erdoğan’a ağzına geleni söylemiş. Dakikalar içinde ihbar edilmiş, gözaltına alınmış, sıcak bir hücreye, günde üç kap sıcak yemeğe cezaevinde kavuşmuş. Bir emekliyi cezaevinde kışı geçirmeye mahkum eden sisteme mi yanayım? Bunu sağlamak için en kolay yolun Erdoğan’a hakaret olmasına mı yanayım? Belki bütçe konuşmasında hiç lafı uzatmadan bu emekli amcanın durumunu anlatıp, ülkedeki hem hukuk sistemini hem özgürlükleri hem geçim sıkıntısını, yani AK Parti’nin herkesi canından bezdiren kara düzenini anlatacak herhalde en iyi örneklerden bir tanesi budur.”
“AYAZAĞA’DAKİ DERE YATAĞINA İMAR İZNİ AK PARTİ DÖNEMİNDE VERİLDİ”
Özel, geçen hafta İstanbul ve Kocaeli’deki sel felaketinde 8 kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Tuhaf ölümler ülkesi, boşuna ölümler ülkesi Türkiye’deyiz. Meşhur sözdür, ‘Bir ülkenin nasıl olduğunu öğrenmek istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın’ diyorlar. Baştan aşağıya trajedilerle dolu; madenlerdeki ölümlerden, yeni doğan bebeklerin kuvözdeki ölümlerine kadar ya da hemen TÜRK-İŞ’in yanındaki kaçak kolonya imalathanesinde yananlardan, karne alınca kar tatiline gidince annesiyle, babasıyla, anneannesiyle yanan evlatlara kadar her birisi tuhaf ölümler ülkesinde, İstanbul’da sekiz insanımızı kaybettik. Sele kapıldılar, hayatlarını kaybettiler. Bir kez daha ailelerine sabır, kendilerine rahmet diliyoruz.
Selin en fazla vurduğu yer Ayazağa dere yatağı. Bunları söyleyince şöyle enteresan bir şey var; normalde Ankara’da sel olur, Allah’a şükür Mansur Başkan’ın emekleriyle devraldığı Ankara’ya göre 10’da biri kadar bile etkilenmiyor Ankara, daha da uğraşılıyor. İzmir’de CHP’nin geçmişte yönettiği yerlerde sel olur, İstanbul’da viyadükte su olur, hep birlikte AK Partililer ‘İşte CHP geldi, şöyle oldu.’ Bir yıl önce devralmışsın İBB’yi, bir yıl sonra başlarlardı ‘İşte sel oldu, sel oldu.’
Savunmasında da uzun anlattı. Mesela Üsküdar’da Kız Kulesi ile Üsküdar’ın birinci katları birleşirdi. Oradaki AK Parti işgali bitti, önceki İçişleri Bakanı İstanbul Valisiyken zabıtanın karşısına polisi dikti, o işgal bitmesin diye. Ekrem Başkan kararlılıkla Üsküdar Meydanı’nı kurtardı. Pek çok yerde yaptıkları kamulaştırmalarla, atık su ve yağmur suyu drenaj sistemleriyle pek çok sorun çözüldü.
Geçtiğimiz hafta sekiz kişi İstanbul’da selde hayatını kaybetti. Bir bakıyorsunuz trollerde tek ses yok İBB’ye karşı. AK Partili milletvekili sel görüntüsü paylaşmıyor. Bakanlar çizmeleri giyip şova kalkışmamış. Bir bakan ortada, o da sus pus. ‘Allah Allah’ dedik. Bir yandan akılda şu var. 2009’da İstanbul Ayamama’da 31 kişi hayatını kaybetmişti. Erdoğan, 2009’da 31 ölüden sonra helikopterden bakarak selden etkilenen bölgelere ‘Bundan sonra dere yatağına yapılaşmaya izin vermeyeceğiz’ demişti. Biliyorsunuz, 2001’de, Erdoğan’dan önce Ayamama dere yatağı, etrafında otlaklar, etrafında hiç yapılaşma yok. Erdoğan’ın belediye başkanlığından hemen sonra Ayamama dere yatağı, yanında çok katlılar, siteler. Hatta her şeye karar veriyor ya, derenin bile nereden akacağına karar vermiş, çizdirmiş. Sonrasında yaşanan bu felaket. Bu dere yatağının bu hale gelmesinde Erdoğan’ın imzası, bu felakette tamamen Erdoğan’ın günahı vardır.
O gün demişti ki ‘Bundan sonra dere yatağına yaptırdıklarımı yıktıracağım’ demişti. Kendisi bunu yapmadığı gibi bu hafta Ayamama’da bu seferki selde hiçbir şey yaşanmamasının sebebi, Ekrem İmamoğlu’nun söz verdiği gibi Tayyip Erdoğan’ın yaptırdığı çok katlıları satın alıp, İBB bütçesiyle satın alıp boşaltıp yıktırıp, Erdoğan’ın yaptırdığı dereyi düzeltip, daralttığı dereyi genişletip temizleyip, Ayamama’nın artık ölüme, felakete değil, denize akmasını sağlamaktır. Öncelikle Ekrem Başkanı bütün İstanbullular adına alnından öpüyorum.
Tabii Ayamama’daki bu yapılanları görmezler, konuşmazlar. Ama Ayazağa’da sekiz insanın Sarıyer ve civarında ölümüne sebebiyet veren o işte hiç konuşmuyorlar. Neden biliyor musun? Ayazağa projesi tam anlamıyla bir Adalet ve Kalkınma Partisi projesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İBB başkanlığında o dereye imar verilmiştir. Etrafına iskân izinleri verilmiştir. Bu kadarını bilmiyorduk, biz bunu hatırlatıyoruz. Ayamama’da ne yaptıysanız bu yerde yaptınız. Buraları siz imara açtınız, diyoruz. Bakan Kurum diyor ki ‘Felakette siyaset yapmamak lazım.’ Ya siz siyaset yapmak için en ufak bir şey bulduğunuzda nasıl üstünde tepiniyorsunuz, biliyorsunuz. ‘Felakette siyaset yapmamak lazım, gelsinler Sarıyer’de dolaşsınlar.’ Sarıyer’i dolaşmak ne? Sarıyer’in her şeyini biliyoruz da ne öğrendik biliyor musun? Hemen o derede bir görüntü var. Ev yapılıyor, yeni bloklar; birinci katı tamamen sudan gitmiş. Gazeteciler çekiyor, diyor ya, ‘Yapmış olsaydın, bitmiş olsaydı hem kotun altındakiler hem o birinci katta kalan yer, hepsi sular altında kalacaktı. Büyük bir felaket olacaktı.’ Neymiş o proje? RAMS’ınmış o proje. ‘Peki RAMS’ın projesine nasıl olur da İBB izin vermiş?’ dedim. Çünkü daha yeni yapılıyor. Dediler ki ‘Tövbe, biz izin vermedik.’ Ya kim? 2027’de teslim olacakmış bloklar. 2026’da aldılar. Nereden aldılar? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldılar. Altında imza kimin? Biz İstanbul’a gelir de yönetmeye kalkar diye ‘Çek elini İstanbul’dan’ dediğimiz Murat Kurum var ya, İstanbul’a gelseydi bu dere yatağına imar verirdi ya, biz yaptırmamıştık ya, işte RAMS Park’ı yapanlar, bu RAMS’ta dere yatağı etkilenme alanına yasak olduğunu bile bile İstanbul’dan alamadıkları ruhsatı Murat Kurum’un imzasıyla 2026’da almışlar.
Onun için Murat Bey ‘Felakette siyaset yapmasak’ diyor. Ya Murat Bey, bu millet boşuna 16 milyonluk İstanbul’u sizden alıp da Ekrem İmamoğlu’na, İstanbul’un 26 belediyesini sizden alıp da ehline vermemiş. Şimdi baskıyla, hileyle, tehditle, şantajla, transferle, başkanı tutuklayıp, meclisi tutuklayıp İstanbul’a çökmeye kalkıyorsunuz ya, bu millet bunu görüyor. Hesabını ilk sandıkta hepinizden teker teker soracak inşallah.”
ÖZEL’DEN MAHMUT IŞILDAK’IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN TEPKİ
Özel, ayrıca Fatih’te elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın ölümüne değinerek, şunları söyledi:
“Yaşadığımız son felaketten bir örnek vereyim. Mahmut Işıldak 14 yaşında, daha altı ay önce babasını kaybetmiş. İstanbul’un Fatih ilçesinde sel sularının içinden yürürken ayakkabıları eline almış, ayakkabısı ıslanmasın diye elinde ayakkabıyla yürürken elektriğe kapılıp hayatını kaybediyor. Mesela bu meselenin üzerine de hiç konuşan AK Partili göremezsiniz. Çünkü Mahmut, Sayıştay raporuna göre AKP’li belediyenin bir cemaate usulsüz olarak tahsis ettiği kaçak bir otoparktan geçerken, kaçak akım rölesi takılmadığı için o elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
O belediyede başkan CHP’li olsa ve tamamı alınır, personel alınır, içeri kondurulurdu. Bütün AKP bunun üzerinde dururdu. Ama 14 yaşındaki Mahmut, Sayıştay’ın raporuna göre AK Partili belediyenin verdiği otoparkta hayatını kaybetti. Bunların hesap kitabı da ne biliyor musun? Üç belediye başkanına daha iftira atalım, onu alalım, belediye meclislerinin kolunu bükelim, bir şey yapalım, içeriden belediye başkanı seçtirelim. O otoparkı tahsis eden belediye başkanını İBB Başkanı yapma niyetli bunlar. Bu millet bu kötülüğü yaparsanız bunun hesabını ahirete bırakmayacak, önümüzdeki sandıkta öyle bir soracak ki İstanbul seçimini o gece hep birlikte ibretle izleyeceksiniz. İstanbul’un genel seçim sonuçlarını da, yerel seçim sonuçlarını da.”
(SÜRECEK)
🌹 Isparta Mercek, “Göller Bölgesi’nden Mercek Altı Haberler” anlayışıyla şehirden yükselen gelişmeleri detaylı, tarafsız ve güvenilir şekilde inceleyen; Isparta’nın gündemini mercek altına alan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap