Jinekoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Baloğlu, HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini belirterek, “Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması doğru olur” dedi.
Haber: Berfin BAYSAN – Kamera: Akın KÜÇÜKKURT
(İZMİR) – Jinekoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Baloğlu, HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini belirterek, “Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması doğru olur” dedi.
Baloğlu, İnsan Papilloma Virüsü’nün (HPV) neden olduğu hastalıklar ve HPV aşısının koruyucu etkisine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.
HPV’nin rahim ağzı kanserinin yanı sıra vajina, vulva, anal bölge ve ağız-boğaz kanserleriyle ilişkili olduğunu belirten Baloğlu, virüsle karşılaşmadan önce uygulanan aşının kanserden korunmada önemli bir araç olduğunu ifade etti. Türkiye’de HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini savunan Baloğlu, ekonomik durumu iyi ailelerin çocuklarını aşılatabildiğini, diğer çocukların ise aşısız kalmasının sağlıkta eşitsizlik yarattığını dile getirdi.
“HPV TOPLUMSAL BİR MESELEDİR”
HPV’nin DNA yapısında bir virüs olduğunu belirten Baloğlu, şu bilgileri verdi:
“HPV bütün insanlara, özellikle kadınlara bulaşabilir. Ama erkeklere de bulaşabilir. HPV sadece kadınların sorunu değildir. Dolayısıyla HPV toplumsal bir meseledir. HPV virüsünün kanserojen bir virüs olduğunu bilmemiz gerekir. HPV virüsü insanlarda rahim ağzı kanseri, vajina kanseri, vulva kanseri, orofaringeal dediğimiz erkeklerde de dahil ağız ve boğaz kanserleri, cilt ve mukozal kanserler ve anal kanserler bunların hepsinin sebebi olarak ortaya çıkabiliyor. Ancak HPV virüsü bulaşan her insanda, her kadında illa kanser oluşacak diye bir kaide yok. HPV virüsü tamamen cinsel ilişkiyle bulaşır şeklinde bir açıklama mümkünse de aslında ten tene temas, cilt cilde temas, mukozanın mukoza ile teması, ağız yoluyla gene geçmesi gibi bazı yollarda hastalara bulaşabiliyor. Ve bir enfeksiyon ortaya çıktığında da o çok yeni bulaş olma durumunda olmuyor. Yıllar önce kapılmış bir HPV enfeksiyonunun yıllar sonra aktive olabilmesiyle de bu bulaşlar gerçekleşebiliyor. Ama herkeste kansere yol açmıyor. HPV virüsü vücuda girdikten sonra 1-2 yıl içerisinde yüzde 90 kadınımızda ya da insanımızda bu virüs vücut bağışıklık sistemi tarafından yok ediliyor. Yüzde 10 geri kalan da virüs persiste olabiliyor, kalıcı olabiliyor.”
“KANSER ÖNLEYİCİ AŞI”
HPV aşısının yıllardır kullanıldığını belirten Baloğlu, HPV aşılarına güvenilebileceğini söyledi. Aşının virüs kişiye bulaşmadan, gençlik çağlarında kızlara da erkeklere de yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Baloğmu, “Çocuklarımız bu virüsle karşılaşmadan aşı olmaları, bu virüslere karşı yüzde 100’e yakın korunma sağlaması açısından çok önemlidir. Bu bir aşıdır. Bütün aşılar gibi bir koruyucudur. Bir tedavi amaçlı değildir. Dolayısıyla bu aşının mutlaka toplumsal sağlık açısından, ülkenin yeni nesilleri, genç nesillerinin ilerideki problemleri açısından bir kanser önleyici, kanser koruyucu aşı olması niteliğiyle çok önemsenmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.
Baloğlu, Türkiye’de rahim ağzı kanserlerinin kadınlarda en sık görülen ilk üç kanser türü arasında olduğunu bildirerek, şöyle devam etti:
“Ve öldürücü sıklığı açısından da ikinci sırada. Yumurtalık kanserleri, rahim kanserleri, rahim ağzı kanseri. Ama öldürücü niteliği açısından yumurtalık kanserlerinden hemen sonra geliyor. Bundan 30, 40, 50 yıl önceki dönemlere baktığımızda, daha çok rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyorduk ve bunlar çok ileri evre, artık uzak organ metastazları yapmış, ölümcül döneme gelmiş, terminal döneme gelmiş hastalardı. Şimdi onları görmüyoruz. Görmeyişimizin nedeni de tarama sistemlerinin gelişmesi.
“ÜLKEMİZDE YILDA 3 BİN 3 BİN 500 RAHİM AĞZI KANSERİ GÖRÜLÜYOR”
Ülkemizde şu anda yılda yaklaşık 3 bin, 3 bin 500 rahim ağzı kanseri olgusu görülüyor. Bu da yaklaşık 1500 kadınımızın rahim ağzı kanserine bağlı olarak ölmesine sebep oluyor. Şimdi buna böyle baktığımızda, önlenebilir bir kanser, bir aşıyla sorunu çözebiliyoruz. Dolayısıyla bu, ulusal aşı programının önemini ortaya çıkarıyor. Ayrıca rahim ağzı kanserinde anlaşılması gereken iki tane temel nokta var. Birisi, bütün kanserlerde aslında böyle, önce kanserden korunmak, sonra hastaları iyi bir tarama programı altına alabilmek. Şu anda ülkemizde aslında bu ikinci ayak son derece başarılı bir şekilde gidiyor. Yani ulusal tarama programlarımız rahim ağzı kanseri açısından mevcut.
Sağlık Bakanlığına bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’nde (KETEM) HPV DNA’sına bakarak kadınların HPV bulaşı alıp almadıklarını, HPV ile enfekte olup olmadıklarını görebiliyoruz, bilebiliyoruz. Ama aşı yapamadığımız için koruyamıyoruz bunları. Yani biz iki ayağın birinde başarılıyız. Hattı zatında Dünya Sağlık Örgütü’nün bu ikinci ayaktaki tüm kadınların taranabilirlik oranlarının yüzde 70 civarında olmasını kabul eder. Ama bizim ülkemizde bu tarama oranları yüzde 30’lardadır henüz. Bu da biraz geliştirilmesi gereken bir ulusal programın içerisindedir. Burada aşı ayağı zayıf kalıyor. Aşının da umarım ulusal aşı programına alınabilmesi mümkün olacaktır diye düşünüyorum.”
BAKAN MEMİŞOĞLU’NA YANIT
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun HPV aşısının ücretsiz olma durumuyla ilgili “Bazı bilim insanlarının HPV aşısının ücretsiz hale getirilmesine gerek olmadığını söyledi” ifadelerini anımsatan Baloğlu, şöyle konuştu:
“Ben jinekoloji-onkoloji uzmanı olarak yıllardır bu hastalarla karşı karşıya kalıyorum. Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması doğru olur. Rahim ağzı kanserinden korunabilmek için ortadaki aşılar, şu anda geçerlikte olan ve uygulamakta olduğumuz aşılar, yüksek maliyetli aşılar. Ne oluyor bu durumda? Şu oluyor. Ekonomik durumu güçlü olan aileler bu aşılarını alıp kendi ceplerinden ödeyip, kendileri finanse edip çocuklarına yaptırıyorlar. Ekonomik durumu belli bir seviyenin altında olan çocuklar aşısız kalıyorlar. Bu toplum sağlığı açısından bir eşitsizlik yaratıyor. Bu hem etik olarak hem vicdani olarak hem de bir ülkenin sağlığı açısından bir ayrıma yol açıyor. Dolayısıyla bu aşıya ücretsiz ulaşmak ülkenin temel programında olmalıdır. Hindistan’da bile ve buna benzer dünyanın gelişmiş ülkelerinin çoğunda aşı programında gençler, buluğ çağındaki, ergenlik çağındaki çocuklarımızın ücretsiz aşılanmasına yıllardır devam ediliyor.”
ULUSAL AŞI PROGRAMI
Aşı çeşitlerine ve gerekli dozların nasıl olması gerektiğine de değinen Baloğlu, şunları dile getirdi:
“Aşı şimdi çok değişti; konseptler, tek dozun bile yeterli olabildiğini gösteren çalışmalar var. 9-14 yaş aralığında 1 ya da 2 doz, 14-25 yaş aralığında 1 ya da 2 doz, 25-45 yaş, 47 yaş aralığında da hekimin görüşüyle hastanın taşıdığı riskler açısından gene yapılabilirliği var ama bunlarda en az 2 ya da 3 doz öneriyoruz. Ama ulusal aşı programından bahsedeceksek 9-14 yaş aralığında ya da 9-15 yaş aralığında tek ya da 2 doz, ama 9 valanslı, 9 virüsün koruyuculuğunu içerdiği aşıların yapılmasında yarar var.
Dünyada 5 tane jenerik aşı var. HPV virüsünün dünyada bilinen 200 tipi var. Bu aşılar bunlardan sadece 9 tanesine yönelik koruyuculuk sağlamakta. 6 ve 11. tipler iyi huylu, genital siğilleri önleyen aşılar. Ama tip 16-18, 31-33, 35-45, 51-52 gibi tipler, ki 9’lu aşının içinde bunlar var, bunlar kanseri önleyen, kanseri oluşturan virüslere karşı oluşturulmuş bir bağışıklık sağlıyorlar. Bunların içinde de en önemlisi 16 ve 18. tip. 16 ve 18. tip, oluşan rahim ağzı kanserlerinin çok büyük bir oranından sorumlu olan virüsler. 16 en yüksek riskli HPV tipi, 18 yüksek riskli HPV tipi, diğerleri de riskli HPV tipleri olarak betimlenebilir. Dolayısıyla 9’lu aşı bunları kapsıyor. Kapsadığı için de bu aşının mutlaka toplumsal aşı programına alınması gerekir. Yani rahim ağzı kanserinden korunmak, ekonomik varlığı iyi ailelerin meselesi, toplumdaki bütün çocuklarımızın, ailelerimizin korunma altına alınabilme meselesidir.”
“SAĞLIK HİZMETLERİ EŞİT ŞARTLARDA SUNULMALI”
“Aşı olunca sorunun kökünden çözülmediğini” belirten Baloğlu, “Takiplerimize gene devam edeceğiz. Ulusal Tarama Programları KETEM merkezlerinde her 5 yılda bir, yaşa bağlı olarak takip edilmek zorunda. HPV tiplemesi ve hastanın spektrumu zaman içerisinde davranışlarına bağlı olarak, bağışık sistemine bağlı olarak değişebilir. Bunun da bilinmesinde yarar var. Sonuç olarak şunların toplum tarafından bilinmesini istiyorum. Rahim ağzı kanseri büyük ölçüde önlenebilir bir kanser. Bunu niye ülkemizden, toplumumuzdan esirgeyelim? Bu temel problem. Ve yine başka bir problem de ücretsiz aşılama sadece bireysel bir mesele değildir. Tüm toplumda yapılması gereken bir şeydir. Yani eğitim eşitliği, eğitim fırsatı ve eşitliği, sağlık hizmetlerinden toplumun yararlanabilmesinin eşit şartlarda sunulması neyse, ne anlam ifade ediyorsa, aşılama programlarının da herkese eşit olarak dağıtılması gerekir ki kesimin de toplumsal olarak sağlık sorunlarını çözmez. Dolayısıyla aşılama tüm toplumu karşılarsa, içine alırsa bu önemlidir” diye konuştu.
🌹 Isparta Mercek, “Göller Bölgesi’nden Mercek Altı Haberler” anlayışıyla şehirden yükselen gelişmeleri detaylı, tarafsız ve güvenilir şekilde inceleyen; Isparta’nın gündemini mercek altına alan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap