Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği ve ruh sağlığı alanındaki meslek örgütleri, erişime kapatılan derneklerin sosyal medya hesaplarının yeniden açılmasına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Bu karar, yardım arayan bir gencin, çocuğunu anlamaya çalışan bir ailenin, hastasına doğru bilgi vermek isteyen bir meslek çalışanının güvenilir bilgiye ulaşmasını engelliyor. Gerçek sesler duyulmadan gerçek değişim olmaz” ifadelerine yer verildi.
(ANKARA) – Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği ve ruh sağlığı alanındaki meslek örgütleri, erişime kapatılan derneklerin sosyal medya hesaplarının yeniden açılmasına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Bu karar, yardım arayan bir gencin, çocuğunu anlamaya çalışan bir ailenin, hastasına doğru bilgi vermek isteyen bir meslek çalışanının güvenilir bilgiye ulaşmasını engelliyor. Gerçek sesler duyulmadan gerçek değişim olmaz” ifadelerine yer verildi.
Türkiye Psikiyatri Derneği, ruh sağlığı alanında çalışan meslek örgütleri ve Türk Tabipleri Birliği, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla ortak basın açıklaması yayımladı. Yoksulluk, güvencesizlik, şiddet, ayrımcılık, afetler ve ekolojik yıkımın ruh sağlığını etkilediğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün bu yılki temasını ‘Yaşanmış Deneyimler Duyuldu: Gerçek Sesler, Gerçek Değişim’ olarak belirledi. Ruhsal sıkıntı yaşayan insanlar, haklarında başkalarının karar verdiği kişiler olarak görülmemeliler; kendi hayatları ve iyileşme süreçlerinde söz hakkı olan bireyler olarak kabul edilmelidirler. Türkiye’de ruh sağlığı alanında çalışan meslek dernekleri olarak bu sözü ülkemizin bugünkü koşullarında yineliyoruz. Ruh sağlığı toplumsal ve çevresel koşullar iyileştirilmeden sağlanamaz.
Ruh sağlığı, yalnızca hastalığın yokluğu ya da bir ortalamaya uyum olarak tanımlanamaz. Bir insanın ruhsal olarak sağlıklı olabilmesi için toplum içinde kendini gerçekleştirebilmesi, onurlu bir hayat kurabilmesi ve kendi hayatı hakkında söz sahibi olabilmesi gerekir. Ruhsal sıkıntı, toplumsal- çevresel koşullardan bağımsız bir şekilde, yalnızca kişinin iç dünyasında ortaya çıkmaz. İnsanın ruhsal dünyası yoksulluğun, güvencesizliğin, şiddetin, ayrımcılığın, afetlerin ve ekolojik yıkımın içinde biçimlenir. Bu nedenle ruh sağlığı hizmeti hastalananlara tedavi sunmakla sınırlı değildir. Eşit, ücretsiz, erişilebilir, nitelikli ve toplum temelli ruh sağlığı hizmeti herkesin hakkı, bu hizmeti sağlamak ise temel olarak devletin ödevidir. Kimliğini özgürce yaşayabilmek ruh sağlığının koşuludur. Ruh sağlığının ilk koşulu, insanın kim olduğunu gizlemek zorunda kalmadan yaşayabilmesidir. Cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, etnik kökeni, inancı, engeli ya da aldığı ruhsal tanı nedeniyle dışlanan, damgalanan, susturulan insanın ruh sağlığı korunamaz.
Ayrımcılık ve damgalanma depresyon, kaygı bozuklukları ve intihar riskini artırır. İnsanı hasta eden kimliği değil, kimliği nedeniyle maruz bırakıldığı dışlanmadır. Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği 1990’da hastalık sınıflandırmasından çıkarmıştır. Cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliğini ‘değiştirmeyi’ amaçlayan girişimlerin bilimsel dayanağı yoktur; bu girişimler zarar verir ve meslek etiğine aykırıdır. Bunları söylerken bir görüş bildirmiyoruz; bilimsel bilgiyi aktarıyoruz. Meslek dernekleri bilime ve etiğe bağlıdır. Bu açıklamaya imza verenler, üyelerini bilimsel bilgi ve meslek etiği temelinde bir araya getiren dernekler ve kuruluşlardır. Söylediklerimiz güncel bilimsel kanıta, Sağlık Bakanlığı’nın da uyup uyguladığı uluslararası tanı ve tedavi ölçütlerine ve mesleklerimizin etik kurallarına dayanıyor. Sadece bize başvuran insanlara değil; topluma karşı da bilimsel ve etik sorumluluk duyuyoruz.
“ERİŞİM ENGELİ YALNIZCA DERNEĞİN SESİNİ KISMIYOR”
Toplumu doğru bilgilendirmek bu sorumluluğumuzun gereği. Bilimsel bilgi rahatsız edici bulunduğunda susmak, bizim için etik bir ihlal olur. Bilginin engellenmesi sağlık hakkının engellenmesidir. Eylül ayında Türkiye Psikiyatri Derneği ile Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin sosyal medya hesapları, cinsel sağlık ve cinsel yönelim konusunda paylaştıkları bilimsel bilgiler nedeniyle, ‘müstehcenlik’ gerekçeli bir soruşturma kapsamında Türkiye’den erişime kapatıldı. Bu karar yalnızca iki derneğin sesini kısmıyor. Yardım arayan bir gencin, çocuğunu anlamaya çalışan bir ailenin, hastasına doğru bilgi vermek isteyen bir meslek çalışanının güvenilir bilgiye ulaşmasını da engelliyor.
Bilimsel bilgiden boşalan yeri yanlış bilgi, damgalama ve insanların çaresizliğinden yararlanan sözde tedaviler doldurur. Bedelini ise desteğe en çok gereksinimi olanlar öder. Tüm bu gerekçelerle; meslek derneklerinin iletişim kanallarına getirilen erişim engelleri kaldırılmalı, hiçbir meslek örgütü ve hiçbir meslek çalışanı bilimsel bilgiyi toplumla paylaştığı için soruşturulmamalıdır. Ruh sağlığı hizmetleri birinci basamaktan başlayarak eşit, ücretsiz, erişilebilir ve toplum temelli bir kamu hizmeti olarak örgütlenmeli, her başvurana yeterli zaman ve nitelikli hizmet sağlanmalıdır. Hiç kimse kimliği nedeniyle ayrımcılığa, damgalanmaya ve nefret söylemine maruz bırakılmamalı; ruh sağlığı hizmetine başvuran herkes kimliğini gizlemek zorunda kalmadan hizmet alabilmelidir. Ruh sağlığı politikaları, ruhsal sıkıntıyı yaşamış olanların, yakınlarının ve meslek örgütlerinin katılımıyla belirlenmeli; hak temelli bir ruh sağlığı yasası bu katılımla hazırlanmalıdır. Yoksulluk, güvencesizlik, şiddet ve ayrımcılık gibi ruh sağlığını bozan toplumsal koşullar, bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmalıdır.
Gerçek sesler duyulmadan gerçek değişim olmaz. Kimsenin kim olduğunu gizlemek zorunda kalmadığı, herkesin gereksindiği ruh sağlığı hizmetine ulaşabildiği ve bilimin sözünün engellenmediği bir ülke için birlikte konuşmayı sürdüreceğiz.”
🌹 Isparta Mercek, “Göller Bölgesi’nden Mercek Altı Haberler” anlayışıyla şehirden yükselen gelişmeleri detaylı, tarafsız ve güvenilir şekilde inceleyen; Isparta’nın gündemini mercek altına alan güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap