Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz çok mühim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ne eğitimde ne istihdamda denilen gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz ülkemiz için çok mühimdir. Bunu başardığımızda eğitimlerini tamamlayan gençlerimizin üretim ve istihdamda daha fazla yer almasını sağlayacak, Türkiye için çok büyük bir potansiyeli harekete geçirmiş olacağız” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz çok mühim

(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ne eğitimde ne istihdamda denilen gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz ülkemiz için çok mühimdir. Bunu başardığımızda eğitimlerini tamamlayan gençlerimizin üretim ve istihdamda daha fazla yer almasını sağlayacak, Türkiye için çok büyük bir potansiyeli harekete geçirmiş olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’ndaki “2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni”ne katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, tüm Gazzeli öğrencilere, onların şahsında bölgenin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurların tamamına Türkiye ve Türk milleti adına en güçlü dayanışma mesajlarını ilettiğini söyledi. Erdoğan, “Medeniyet maskesi takan barbarlar unutsa da bizim Fırat’ın öbür yakasındaki çocukları asla unutmayacağımızı, onların daima yanlarında olacağımızı, haklı davalarını her şartta savunacağımızı bugün bir kere daha ve özellikle ifade ediyorum. Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in terörünün kurbanı olan çoğu çocuk ve kadın 74 bin şehidimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet niyaz ediyorum” konuştu. 

Dün Antalya’da ev sahipliği yapılan 77.Uluslararası Uzay Kongresi’ndeki hitabında, ecdadın sadece astronomi alanındaki çalışmalarına bakıldığında bile bilim tarihinin derinliğini çok net müşahede edebildiklerini söylediğini hatırlatan Erdoğan, gerek bilim gerekse medeniyet müktesebatı açısından merkezinde yer alınan coğrafyanın sayısız hazinelerle dolu olduğuna dikkat çekti. Bağdat’tan İstanbul’a, Kahire’den Semerkant’a, Nişabur ve Buhara’dan İznik ve Bursa’ya, buradan Balkanlar’a kadar alimlerin, talebelerin, külliyelerin ve medreselerin çok geniş bir coğrafyayı adım adım ihya ettiğini söyleyen Erdoğan, buralarda üretilen bilginin, bu kurumlarda yetişen talebelerin, onların eliyle dünyanın farklı ülkelerine deyim yerindeyse ihraç edildiğini ifade etti. 

Erdoğan, “Mensubu ve mirasçısı olduğumuz medeniyet yalnızca bilgi üretmemiş, ürettiği bilgiyi insanlığın istifadesine teşmil etmiştir. Bakınız, bunları öyle hamaset olsun diye söylemiyorum. Aksine, önemli olanın maziyle övünmek değil, maziden güç almak, ilham almak olduğunu vurgulamak için söylüyorum. Bugün reddi miras edenler unutturmaya çalışsa da bizden sonraki kuşakların bu bilinçle yetişmesini sağlamak için bunları hatırlatıyorum. Şurası mühimdir. Bizim zihin haritamızda bilginin odağında anlam, anlamın çekirdeğinde ise hakikat vardır. Bilimin hakikate giden yol olarak ele alınması bu anlayışın yansımasıdır. Bilgi bu yönüyle derinleşme, tefekkür etme, hakikate yaklaşabilme noktasında yegane araçtır” dedi. 

Geçmişte üniversitelerin öncelikli amacının eldeki bilginin aktarılması olduğunu söyleyen Erdoğan, 19’uncu asırdan itibaren mevcut bilginin öğretilmesine ilave olarak araştırma faaliyetlerinin ağırlık kazanmaya başladığına işaret etti. Üniversitelerin bilginin sadece öğretildiği değil, aynı zamanda üretildiği araştırma kurumları haline geldiğini söyleyen Erdoğan, “Devam eden süreçte ise bunlara üçüncü misyon olarak adlandırılan ekonomik ve toplumsal katkı da eklendi. Kısacası, bugünün üniversiteleri var olan bilgiyi öğrencilere aktaran araştırma faaliyetleri ile yeni bilgilere ulaşan, ulaştığı bu bilgileri de toplumla paylaşıp meselelerin çözümüne katkı sunan kurumlardır. Bizim de üniversitelerimizden özellikle kendilerinden beklentimiz tam olarak bunlardır” ifadelerini kullandı.

“ÜNİVERSİTELERİMİZİN TENİ TEKNOLOJİLER BAĞLAMINDA SORUNLARA KAFA YORMALARI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilhassa yapay zeka teknolojisindeki baş döndürücü gelişmelerin üniversiteler için bazı alanlarda sınayıcı bir hal aldığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her şeyden önce bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Kaynağa ve bilgiye yapay zeka modelleri üzerinden ulaşmak araştırma sürecinde sarf edilen emeği de büyük oranda devre dışı bırakmıştır. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz. Bilgiyi karşılaştırmalı olarak ele almanın, onu sorgulamanın, diğer kaynaklar üzerinden rasyonel bir değerlendirmeye tabi tutmanın önemi giderek azalıyor. Kaynağa giden yollar kısalırken araştırma sürecinde sarf edilen eforun kıymeti, bereketi, getirisi de maalesef unutuluyor. Oysa akademide yolda olmak kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır. Resmin parçalarını birleştirdiğimizde şu tabloyla karşılaşıyoruz. Tıpkı karanlık fabrikalarda gördüğümüz gibi, akademik süreçlerde de insan faktörü artık giderek azalıyor. Üstelik yapay zekanın sunduğu bilgilerin sıhhati, kaynakların güvenilirliği çoğu zaman sorgulanıyor.

Burada dikkat etmemiz gereken en hayati nokta şurasıdır. Öğrenci ile akademisyen arasındaki bağ sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. Hoca öğrencisiyle tecrübesini paylaşır, ona bilimsel bir kültür aşılar. Onun neyi, ne kadar öğrendiğini, nerelerde zorlandığını ölçer. Gerektiğinde onu yeni kaynaklara, yeni araştırmalara sevk eder. Şayet burada ana aktör insan olmazsa, aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz. Zira araştırmaya dayanmayan, hiçbir çaba harcanmadan edinilen bilgi suya yazılan yazı misali anında silinir, kaybolur, unutulur. Üniversitelerimizin özellikle yapay zeka ve yeni teknolojiler bağlamında öğretim usul ve esasları parantezinde bu sorunlara etraflıca kafa yormaları gerektiğine inanıyorum.”

“YÜKSEKÖĞRETİM ALANINDA DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR ATTIK”

“Son 24 yılda münhasıran yükseköğretim alanında biliyorsunuz, devrim niteliğinde adımlar attık” diyen Erdoğan, göreve geldiklerinde 76 olan üniversite sayısını 208’e, yurt sayısını 190’dan 877’ye, yatak kapasitesini ise 180 binden 1 milyona çıkardıklarını söyledi. Erdoğan, “Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğitime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz. Batı’da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken, dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken, ülkemizde çok farklı bir manzara hakim” dedi.

Erdoğan, son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdıklarını kaydederek, “Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik. Zenginin çocuğu okurken, fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın. Hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik. Bunun için üniversite harçlarını kaldırdık. Lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verdiğimiz burs miktarlarını artırdık” diye konuştu. 

“ELLERİNDE SADECE ÇEKİÇ OLANLARIN HER SORUNU ÇİVİ OLARAK GÖRMELERİNE KARŞIYIZ”

Yükseköğretim kurumlarının ve yurtların altyapılarını yenilediklerini, fiziksel şartlarını iyileştirdiklerini, dijital imkanlarını güçlendirdiklerini söyleyen Erdoğan, aylık sadece bin 600 liraya üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşıladıklarını, iki öğün yemeği ücretsiz olarak kendilerine ikram ettiklerini dile getirdi. Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kimse kusura bakmasın. Ama şunu da açık açık söylemek durumundayım. Şimdi birileri zaman zaman çıkıyor. Son derece indirgemeci bir anlayışla bizim her şehrimize üniversite açmamızı, üniversitelerimizin kapılarını uluslararası öğrencilere açmamızı eleştiriyor. Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir. Türkiye gibi farklı toplum katmanları arasındaki geçişte eğitimin halen belirleyici olduğu ülkelerde işçinin, emekçinin, çiftçinin çocuğuna ‘İşçisin sen, işçi kal’ demektir.

Aynı şekilde her kim Türk üniversitelerinin yurt dışına açılmasından rahatsızlık duyuyorsa, ülkemizin yumuşak gücünün artmasını istemiyor demektir. Amerika ve İngiltere dahil gelişmiş ülkeler misafir öğrencilerden her yıl 10 milyonlarca dolar kazanıyor, bunu kültür, ticaret ve bilim politikalarının bir aracı haline getiriyorlarsa, burada sorgulanması gereken Türkiye’nin bu alanda attığı müspet adımlar değil. Neden daha proaktif davranmadığı, neden daha fazla nitelikli misafir öğrenci çekmediğidir.

Elbette eksikler olabilir. Bazı alanlarda düzeltilmesi gereken hatalar olabilir. Hatta bazı imkanların suistimal edildiği örnekler de olabilir. Fakat bunların hiçbiri 81 ilimize üniversite açma politikamızı toptancı bir anlayışla hedef almanın haklı sebebi olamaz. Yanlış varsa düzeltilir. Noksan varsa tamamlanır. Hata yapan, istismar eden, verilen imkanları kötüye kullanan varsa, bunların da hesabı sorulur. Tekrar söylüyorum. Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız. Ama ellerinde sadece çekiç olanların her sorunu çivi olarak görmelerine de sonuna kadar karşıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun yıllar çalışma ve okuma hakları gasbedilen kadınların akademide hak ettikleri yerlere gelmesini çok önemsediklerini vurgulayarak, üniversitelerdeki kadın akademisyenlerin oranının yüzde 47,17’ye ulaşmış olmasından büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirdi. 30 Temmuz’da Meclis’ten geçirilen kanunla çeşitli sebeplerden ötürü eğitim hayatı yarım kalan gençlere üniversite kapılarını yeniden açtıklarını söyleyen Erdoğan, burada tek tek saymaya vakitlerinin el vermeyeceği sayısız yasal ve idari düzenleme ile yükseköğretim sistemini daha güçlü hale getirmek için çok sayıda adım attıklarını, aynı kararlılıkla çalışmaya bundan sonra da devam edeceklerini bildirdi. 

“EN İKİ ÜNİVERSİTEMİZİN DÜNYANIN İLK 100 ÜNİVERSİTESİ ARASINA GİRMESİNİ PLANLIYORUZ”

Türkiye olarak yaklaşık 6,3 milyon öğrenci, 208 üniversite ve 190 bin akademik personel ile dünyanın en geniş yükseköğretim ailesine sahip ülkelerden biri olduklarını ifade eden Erdoğan, “Bağımsız kuruluşların sıralamalarına baktığımızda, makale ve derleme türündeki yayınların sayısında 213 ülke arasında 15’inci sıradayız. Özellikle araştırma üniversitelerimizin nitelikli yayın oranı yüzde 79 ile OECD ortalamasını yakalamış durumda. Uluslararası sıralamalardaki konumumuzla aldığımız mesafeler küresel ölçekte tescilli. 2026 yılında ikisi ilk 300 içinde olmak üzere toplam 6 üniversitemiz ilk 500’e girdi. Orta vadede en az iki üniversitemizin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmesini hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Erdoğan, bu rakamların önemli olduğunu ama kendi nazarlarında yeterli olmadığını belirterek, “Hiçbir kariyer hesabının, bilginin, araştırmanın, insanlığın ortak hazinesine özgün katkılarda bulunma şevkinin önüne geçmesine izin veremeyiz. Hocalarımızdan biz aynı zamanda çağa anlam verecek fikirler, kavramlar, modeller, sistemler, teknik yenilikler de geliştirmelerini bekliyoruz. Akademinin asli misyonu birbirini tekrar eden, sadece atıf ve alıntılardan oluşan çalışmalar yerine yeni tezler, yeni argümanlar, sınanmayı bekleyen yeni fikirler ortaya koymasıdır” dedi. 

Özellikle bu dönemde üniversitelerin üçüncü misyonlarına daha fazla yoğunlaşmalarını, yani ekonomiye ve topluma yaptıkları katkıları artırmalarını arzu ettiklerini belirten Erdoğan, şu anda kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesi gereken meseleler olduğuna dikkat çekti. Bunların başında reel sektörün ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yükseköğrenim sisteminin ülke sathına yaygınlaştırılmasının geldiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

“Bilhassa ne eğitimde ne istihdamda denilen gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz ülkemiz için çok mühimdir. Bunu başardığımızda eğitimlerini tamamlayan gençlerimizin üretim ve istihdamda daha fazla yer almasını sağlayacak, Türkiye için çok büyük bir potansiyeli harekete geçirmiş olacağız. 2018’de başlayan Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesi’nde yüzde 90’a varan istihdam oranlarıyla verimli neticeler aldık. Yedi ilimizde pilot uygulama olarak başlattığımız İşletmede Mesleki Eğitim modeliyle bu hamleyi şimdi bir adım daha ileri taşıyoruz. İlk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya ve Gaziantep illerimizde 185 mesleki ön lisans programında öğrenim gören 120 bin öğrenciyle bu süreci başlatacağız. Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğümüzün hayata geçirdiği Kariyer Planlama Platformu’nun da bu minvalde önemli ihtiyacı gidereceğine inanıyorum.”

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz çok mühim
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizin sayısını en aza indirmemiz çok mühim
DEM Parti: “Kobani Kumpas Davası’nda yargılanan arkadaşlarımız derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır”
DEM Parti: “Kobani Kumpas Davası’nda yargılanan arkadaşlarımız derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır”
Bayraklı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 46’ya yükseldi
Bayraklı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 46’ya yükseldi
Bakan Bayraktar: “Ağustos’ta güneş kaynaklı üretimimiz 5,16 milyar, rüzgar kaynaklı üretimimiz 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti
Bakan Bayraktar: “Ağustos’ta güneş kaynaklı üretimimiz 5,16 milyar, rüzgar kaynaklı üretimimiz 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tutuklandı
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tutuklandı
TKP’li Okuyan, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarını yorumladı: “Bu memleketin geleceğine böyle yaklaşma lüksü yok”
TKP’li Okuyan, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarını yorumladı: “Bu memleketin geleceğine böyle yaklaşma lüksü yok”
Göller Bölgesi'nden Mercek Altı Haberler
Isparta Mercek

🌹 Isparta Mercek, “Göller Bölgesi’nden Mercek Altı Haberler” anlayışıyla şehirden yükselen gelişmeleri detaylı, tarafsız ve güvenilir şekilde inceleyen; Isparta’nın gündemini mercek altına alan güçlü bir haber platformudur.

2026 Isparta Mercek © Tüm hakları saklıdır. Isparta Mercek